-KALİTEYE GÖMÜLMEK YA DA MEŞHUR OLMAK
İnsan olarak kaliteyi hep benimsemişizdir.
Önce insan.
Daha sonra üründe kalite.
Her şeyden önce insan olmak, sonra da kaliteyi üretmek gerekir. İnsan olmadan, kalitede istenilen, arzu edilen doruk noktaya ulaşabilmek mümkün değildir. Mutlaka bir şeyler eksik kalır. Bunu fark edebiliriz veya edemeyiz. Ama bu her zaman böyledir.
Kaliteyi üretene tevazu yakışır, O’nu da takdir edebilmek tüketiciye yakışır. Aksi taktirde kimse ayranım ekşi demez. Haksız rekabetler içerisinde tüketicinin yanılmaması imkansız hale gelir.
İnsan için meşhur olmak nasıl bir felaket ise, ürün için meşhur olmak ta o kadar saadettir.
Tüketici tarafından layık olduğu takdiri göremeyen ürün raflarda kalır, meşhur olan kalitesiz ürün daha pahalıya, takdir edebilmekten uzak olanların ceplerini yakmaya devam eder de, kimse farkına bile varmaz.
Erzincan leblebisi kalitelidir, ama Çorum leblebisi meşhur olduğu için daha çok satar.
Erzincan tulum peyniri kalitelidir ve meşhurdur, ama bir Erzincanlı olarak kaliteli tulum peynirine hasretizdir. Bunu hiç sorgulayan çıkmaz. Tulum peyniri fiyatına, bidon peyniri yeriz de, yine adına tulum peyniri deriz.
Bir zamanlar Erzincan’da bakırcılık o kadar ileri bir safhaya gelmişti ki, bakırcı olmayana kız vermezlerdi. Sanatkarın emeğini takdir eden kalmadığı için, bu bacasız fabrikayı tarihe gömdük.
Cimin üzümünün anavatanı Pişkidağ olmasına rağmen Cimin Üzümü olarak meşhur olmuş, sofralık üzüm olarak damak tadında, belki de dünyada bir numaradır ama hak ettiği yere gelememiştir.
Erzincan-Gümüşhane-Trabzon demiryolu bağlantısı için adı geçen ve çevre iller ayağa kalkarken, Erzincanlıların üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz ve duyarsız kalmaları, Erzincan Sümerbank Pamuklu Sanayii Müessesesinin kapatılması, Tercan Sümerbank Ayakkabı Fabrikasının kapatılması, şimdilerde Erzincan Şeker ve Makine Fabrikasının kapatılmasının düşünülmesi hep tek sebebe bağlıdır.
Taktir edebilmeyi becerememek.
İnsandaki kalite ya da kalitesizlik de bu olsa gerek.
Çok güzel bir güzergahla çevre yolu yapar, sonra bu güzergaha, bir at boncuğunu aratmazcasına, tali yolların geçişe mani olmaması ve kaza riskini ortadan kaldırması için alt geçitler yapmak yerine ışıklı kavşaklar takar, şehrin on kilometre dışından giren çevre yolunu getirir şehir içinde noktalarız.
Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur zihniyetini taşıyanlar, öyle yazılana, çizilene de pek itibar etmez.
Söz nereden başladı, nereye geldi.
İnsan, ister istemez, Terzi Baba Hazretlerinin o meşhur sözünü hatırlıyor...